AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
buki-35_1905:)
Kurucu
Kurucu


Kadın
Mesaj Sayısı : 605
Yaş : 25
Nerden : Aslen İzmir'li ama yarısmaya Antalya'dan katılıyor!! ee malum hayat şartları...
Ruh Halim :
Kayıt tarihi : 28/04/08

MesajKonu: İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo   C.tesi Mayıs 03, 2008 8:23 pm

SARILARIN SÜLO

Bir zamanlar Antalya’da Sarıların Sülo adında bir yiğit yaşardı. Sarıların Sülo Antalya’daki Teke beyinin fedaisiydi. Bir gün Teke Bey’i Sarıların Sülo’yu yanına çağırdı. Sülo kendinden emin bir şekilde yürüyerek beyinin yanına geldi.

Sarıların Sülo: Buyur beyim, beni emretmişsin?

Teke Beyi: Gel Sülo’m gel gel. Senden bir isteğim var oğlum.

Sarıların Sülo: Buyur beyim, istemek ne demek emret!

Teke Beyi: Kafirün Elması’nı duymuşsundur.

Sarıların Sülo:Evet,duydum beyim.

Teke Beyi: O elması padişahımız Fatih bize hediye olarak bir adamla gönderdi ama o sütü bozuk bize ihanet etti ve hepsinden önemlisi de sancağımızı da çaldı. Bildiğin gibi sancak bizim en önemli varlığımızdır. Bu nedenle senden elması olmasa bile sancağımızı getirmeni istiyorum. Haa unutmadan şunu da söyleyeyim. Bu hain Osmanlı’nın baş düşmanı Bizansla işbirliği yapmış. Onlarda biliyor sancak olmadan padişaha olan güvenin azalacağını ve isyanların çıkabileceğini. Bu nedenle ne yap et o sancağı getir Sülo. Bu devletimizin ve milletimizin devamı için önemli. Anladın mı Sülo?

Sarıların Sülo:Emrin başım üstüne beyim. Devletimizin ve milletimizin devamı için kılıcım ve namusum üzerine yemin ederim ki sancağımızı sağ salim yerine teslim edeceğim.

Teke Beyi: Bizans bu kargaşadan faydalanmak isteyecek ve Osmanlı’ya saldırmaya kalkacaktır. Osmanlı bu saldırılardan ağır darbe alabilir. Kaldı ki bu sadece Bizans için değil, Osmanlı’yı Avrupa’dan atmak isteyecek olan Haçlılar için de muhteşem bir fırsat. Bu görevi iki Türk’e verdiler. Bu iki Türk yiğitlikleriyle nam salmış, kahramanlıklarıyla kaleler almış, devletler yıkmıştır. Bunlardan biri sen, diğeri de Fatih’in fedaisi Kara Murat’tır. Kara Murat şu anda Dubai’de tatilde olduğu için sen önden gideceksin. O 2 gün sonra gelecek ve hiç destur demeden at koşturacaktır. Hadi göreyim seni aslanım. Gazan mübarek ola, Allah’a emanet olasın.

Sarıların Sülo: Sağolasın beyim

der ve Bizans’a doğru at sürer. Sülo’yu bu yolculuk boyunca birçok tehlike beklemektedir. Sülo apar topar çıktığı için yanına yolluk almayı unutmuştur. Bu nedenle onu ileride çok zor anlar beklemektedir.



Sülo, çöller diyarı Saruman’a gelir. Saruman öyle bir yerdir ki kuş uçmaz, kervan geçmez. Sülo yorgun düşüp yiyecek ve su sıkıntısı çekmeye başladı. Sülo 3 gün 3 gece hiçbir şey yemeden içmeden at sürdürdü, yürüyemez hale geldi. Sülo bir süre sonra yere serildi. O koskoca dev, koskoca çınar bir anda yıkıldı. İşte o en çaresiz anda kılıcına, beyine, vatanına ve milletine karşı ettiği yemin aklına geldi. Yemin etmişti bir kere. Yeminini tutması gerekiyordu. Eğer şimdi zincirlerini kırıp yoluna devam etmezse, milleti; devletsiz, vatansız ve hatta yolsuz kalabilirdi. Onun için ayağa kalkmalıydı. Ama nasıl? İşte tam bu sırada Sülo’nun milliyetçi damarı kabarıyor ve vatan sevgisi en üst doruklara ulaşıyordu. Vatan ve millet sevgisi azimle birleşti. Ama elden ne gelir? Sülo son bir kere ayağa kalkmayı denedi ama başaramadı. İşte bu çaresiz anda gözlerinden ateş fışkıran yiğitin gözlerinden süzülen yaşlar toprağa karıştı. Toprağa sızan gözyaşı buharlaşarak havaya, ardından da bulutlara karıştı.İşte tam bu sırada Rabbim Sülo’nun feryadını duydu ve gözyaşları gökyüzünde yoğunlaşarak yağmura dönüştü. Oradaki irili, ufaklı, zehirli ve dikenli bitkiler gökyüzünden yağan bereketle birer cennet meyvesine dönüştüler.

Sülo bunun üzerine ellerini açtı ve Yüce yaratıcıya şükretti . Sülo Allah’ın verdiği nimetlerden faydalanarak kendine geldi ve görevine kaldığı yerden devam etti. Sülo Bizans’a doğru dört nala at koşturmaya başladı. Yolda ilerlerken önüne 250 kişilik bir asker topluluğu çıktı. Bunlar Osmanlı askerleriydi. Sülo, bunların kendisine doğru geldiğini görünce durumu sezdi. Askerler onun CIA ajanı olduğunu düşünerek hücuma geçtiler. Sülo baktı konuşmanın faydası yok davrandı kılıcına. Kılıçta kılıçtı ama! Sülo ilk vuruşta 20, ikinci vuruşta 30, üçüncü vuruşta 50, son vuruşta ise 150 askeri yere serdi. Bu olayı öğrenen Fatih Sülo’yu yanına çağırttı ve ona:

Fatih: Oğlum, sen manyakmısın? Niye öldürüyon 250 askeri? Psikomanyak!

Sarıların Sülo: Ama padişahım benn....

Fatih: Sus! Biz seni yiğit, mert biri olarak bilirdik. Hiç Türk, Türk’e kılıç çeker mi? Sen de mi Sülo?

Sarıların Sülo: Ne demek bende mi?

Fatih: Sende mi ihanet ediyorsun bu vatana, millete?

Sülo: Padişahım, ben bu vatan ve millet için bir elimde Kuran, bir elimde silah yemin ettim. Değil bu vatanı satmak, yan gözle bakanın gözünü oyar, kötü söz söyleyenin dilini kopartırım.

Fatih: Pardon birader! Herhalde bir yanlış anlama olmuş. Kusura bakma sende beni anlamalısın! Bu aralar biraz gerginim. Sancağın çalınması beni her yönden etkiledi. Laf aramızda hanım bile eve almıyor artık! Neyse hadi sen görevinin başına git.

Sülo, hiç vakit kaybetmeden Bizans’a doğru yöneldi. Yolda kendi kendine kalenin içine nasıl gireceğini düşündü. Tam bu sırada yoldan bir roman topluluğu geçiyordu. Sülo’nun aklına bir fikir geldi ve Romanların arasına karışarak kaleye girmeyi başardı. Ve ertesi gece harekete geçerken bir Bizans askeri Sülo’nun farkına vardı ve yanındaki askerlerle saldırıya geçti.

Sülo elindeki bir okla 28 tane Bizans askerini vuruyordu. Sülo 2000 tane Bizans askerinin daha üzerine geldiğini görünce ilk gördüğü odaya girdi. Bu oda Bizans kralının kızı Katherina’nın odasıyı. Sarıların Sülo ona ilk görüşte aşık oldu. Katherina da öyle..

Katherina: Kimsin sen?

Sarıların Sülo: Bana Sarıların Sülo derler bu topraklarda!

Katherina: Ne! Sarıların Sülo mu?

Sarıların Sülo: N'evet, Sarıların Sülo!! Sen kimsin bacım?

Katherina: Ben Bizans Kralı Demirbaş Vahap’ın kızıyım.

Sarıların Sülo: Neee? Kralın kızı mısın?

Katherina: Yes. Of course. Kralın kızıyım. Niçin geldin buraya?

Sarıların Sülo: Ben Osmanlı Hükümdarı Fatih’in fedaisiyim.

Katherina: Yani babamı öldürmeye geldin öyle mi?

Sarıların Sülo: Nevet! Şimdi gitmem gerek. Hoşçakal Kahpe Bizans’ın Yiğit Güzeli.. dedi ve gitti. Sonra Sülo dışarı çıktı ve Bizans askerlerinin üstüne doğru ok atmaya ve kılıç sallamaya başladı. Ve az önce kaçtığı 2000 Bizans askerini yerle bir etti. Bu olay üzerine Demirbaş Vahap 15000 Bizans askerini daha Sülo’nun üzerine saldı. Sülo 15000 askerle başa çıkamazdı. Tam bu sırada gökten Karamurat ve yanında promosyon olarak Malkoçoğlu indi. Böylece Bizans ordusunu bu üçlü yok etti. Korkak kral Demirbaş Vahap kaçmaya çalışıyordu yanındaki Sancak hırsızı ile. Sülo, Malkoçoğlu ve Karamurat üçü birlikte Bizans Kralı ve Sancak Hırsızı’nın üstüne doğru yürüyorlardı.

Sarıların Sülo: Murat, sen Sancak hırsızını al, bende Demirbaş’ı..

Karamurat: Olur, abi sen nasıl istersen.

Malkoçoğlu: Eee, ben n’apcam burada?

Sarıların Sülo: Sende otur len şuraya, eline cips falan al, filmin tadını çıkar. Daha ne istiyorsun? Hayret bir şey yaa...

Karamurat, Sancak hırsızı köpeğini elleriyle gebertti ve sancağı aldı. Sülo, Demirbaş Vahap’a seslendi:

Sarıların Sülo: Gel ulan buraya!

Demirbaş Vahap: Sen gelsene oğlum erkeksen!

Sarıların Sülo: Bekle canım geliyorum! Senin o ödlek kelleni, kancık bedeninden ayırmaya geliyorum

dedi ve iki kılıç hareketiyle Bizans kralı Demirbaş Vahap’ı oniki eş parçaya ayırdı. Daha sonra sancak ve Katerina’yı yanına alarak Fatih’in Huzuruna vardı.

Fatih bir Sülo’ya baktı bir de Katherina’ya

Fatih: Sülo, oğlum bu kim?

Sarıların Sülo: Demirbaş’ın kızı.

Fatih: Katherina mı?

Sarıların Sülo: Katherina değil Ayşe!

Fatih: Oğlum senin de Ayşelerin bitmiyor haa. Neyse hayırlı uğurlu olsun birader. Allah mesut bahtiyar etsin. Ha unutmadan sancak için de sağol bacanak.

Sarıların Sülo: Bacanak mı?

Fatih: Evet, bizim hatun eve almayınca mecburen bizde Bizans’a takıldık, hayatımızı yaşadık.Hep sen mi takılacan oğlum? Senin Ayşe’nin kızkardeşini de siz Bizans’ı yakıp yıkarken kaçırdım.

Sarıların Sülo: Elizabeth’i mi?

Fatih: Elizabeth değil Ayşe!

Sarıların Sülo: Ne Ayşesi len?Ayşe isminin patenti bana ait. Git kendine başka bir isim bul oğlum.

Fatih: Tamam len tamam. Yemedik Ayşeni. Şuna bak patentini de almış. Görgüsüz ne olacak! Dağdan getirdik adam ettik. Şimdi gelmiş bize dikleniyor! Neyse benimki de Fatma olsun. Hadi evlatlarım yolunuz açık olsun!

Sarıların Sülo Katherina’yı pardon Ayşe’yi alıp Antalya’ya geri döndü ve orada evlendi. 40 gün 40 gece düğün yaptı ve dillere destan bir şekilde evlendi. Ömür boyu mutlu yaşadılar...





İSMAİL VURAL

Serik Anadolu Lisesi

10-TM/D 490


En son buki-35_1905:) tarafından Paz Mayıs 04, 2008 2:07 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
cgokhans
Kurucu
Kurucu


Erkek
Mesaj Sayısı : 543
Yaş : 26
Nerden : Antalya
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : Gökhan
Ruh Halim :
Kayıt tarihi : 28/04/08

MesajKonu: Geri: İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo   C.tesi Mayıs 03, 2008 10:16 pm

Süper yazmış ya Smile GÜlmekten kırıldım lol!

Eline sağlık İsmail. Devamını bekleriz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ardaturan.forum0.biz/
turanimparatoru
Moderatör
Moderatör


Mesaj Sayısı : 91
Kayıt tarihi : 29/04/08

MesajKonu: Geri: İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo   Salı Haz. 03, 2008 7:03 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo   Bugün 5:50 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İsmail Vural'ın Kendi Yazdığı Hikayeler: 1)Sarıların Sülo
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» MeMLeKeTiNiZiN ŞiVeSi NaSıLDıR ?
» Taşların Sınıflandırılması
» gözyaşları
» Lara Yeliz Sar Yapımcıların Gözdesi
» Kırık Saç Uçları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence :: Hikaye :: Kendi Yazdığınız Hikayeler-
Buraya geçin: